Hikayeler var. Çocukluğumdaki yalnızlığı doldurucasına yazmam gereken hikayeler. Ya da bir hikaye kahramanı olmaya öykünür gibi hikaye yazmak var. Kelimelerin sıra sıra geldiği.
Midemle karın boşluğum arasında bana ağır gelen bir sancı var. Ağırlık. Kendime benzettiğim ve kendi kendimi tanıyamadığım dünyalarım ve karakterlerim.
Kedi der bana sevdiceğim. Pisidir hatta adım. Bir kedi kişiliğinde yaşıyorum aslında hayatı. Bahçede olmayı isterim şimdi. Ya da babamın haftasonu bizi götürdüğü piknğe gitmeyi isterim.
Salıncağım durur il ormanında. Orada gökyüzünü düşlerim. Hiç sahip olmadığım en yakın arkadaşımı düşlerim. Nasıldır ki acaba? Yalnızlığıma inat o boşluk hissini sallanırken içime dolan havayla doldururum. O hava beni ona ulaştırır belki.
O kadar yalnızdır ki mutsuzdur. O'nu aramaktır tek isteği. Taaa küçücükken bilir bir yerlerde olduğunu. Daha o zamandan ona aşıktır. Bisiklete binmek gibi , salıncakta sallanmak gibi. Balkon kapısı aralıkken perdeyi uçuşturan rüzgar gibi. Cır cır böceklerinin sesini duyabilmek gibi. Küçücük bir yerde koskocaman umutla yaşamak gibi.
Mevsimlere bölmeden, zamanda hapsolmadan, anne çorbası sıcaklığında.
Aşık bir kediyim aslında. Bir başka pisinin hayatını yaşayan. Kendi hayatını unutmuş, üzülmüş. Karanlıkta yönsüz yolsuz kanat çırpan ateş böceği gibi.
Aslında sadece bir kedi. Ne olduğu umurunda olan. Basit düşünemeyen bir kedi.
Ne bir sarman ne de cins kedi. Kendi basitliğince yaşamaya öykünmüş bir kedi. İçinde bomboş bir boşluk, umutsuz umarsızlık, gelecek kaygısı. Hepsi.
http://www.youtube.com/watch?v=9wIbylO24gE&feature=related
Bir kedi düşünün hayatı ortaçgil şarkıları tadında yaşayan ve tim burton karakteri tadında. Bilemedim.
kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Eylül 2012 Salı
L'absente
Etiketler:
bahçede,
felis domesticus7,
kedi,
pisi,
sertab erener,
yann tiersen
11 Aralık 2011 Pazar
ÇAYKOLİK KEDİ - ZOFIA BESZCZYNSKA
Bu sefer sizlere çocuk kitabı tanıtacağım. Hepimiz çay severiz elbet ancak çaykolik kedi için çay çok elzem bir içecek.
Kitabın yazarı ZOFIA BESZCZYNSKA , günümüzde Polonya 'nın önde gelen çocuk edebiyatı yazarlarından biri. 1999 yılında bu kitap Polonya' da yılın kitabı seçilmiş ve ulusal ve uluslarası platformda pek çok ödül almış.
Çevirisi Lacivert Ozan tarafından yapılmış. Kitabın içindeki çizimler ise bir harika ... Onlar da Krystyna Michalowska tarafından yapılmış. Kitapsa Nesin Yayınları tarafından basılmış. Çocuklar için müthiş bir şiir kitabı.
Kitabın yazarı ZOFIA BESZCZYNSKA , günümüzde Polonya 'nın önde gelen çocuk edebiyatı yazarlarından biri. 1999 yılında bu kitap Polonya' da yılın kitabı seçilmiş ve ulusal ve uluslarası platformda pek çok ödül almış.
Çevirisi Lacivert Ozan tarafından yapılmış. Kitabın içindeki çizimler ise bir harika ... Onlar da Krystyna Michalowska tarafından yapılmış. Kitapsa Nesin Yayınları tarafından basılmış. Çocuklar için müthiş bir şiir kitabı.
30 Ekim 2011 Pazar
Edebiyatta Kedi Karakterleri
Kedilerin edebiyattaki yeri apayrı aslında. Her hikayeye küçük dokunuşlarla yahut direkt öykünün işleyişinde ana karakter olarak konu olan kediler var. Öncesinde anlattığımız kedi hikayeleri gibi edebi eserlerdeki kedi figürü de ilginç ayrımlara sahne oluyor. Macera, dram, anlatı türünde pek çok kedi karakteri olsa da sizlere bu yazımda iki kedi karakterini anlatacağım. İlk olarak son okuduğum roman türündeki bir kitap olan "Gizliajans" 'ı ve ikinci olarak da Edgar Allan Poe 'nun "THE BLACK CAT" adlı öyküsündeki kediyi anlatacağım sizlere.
Gizliajans aslında absürd bir macera romanı olmanın ötesinde okuyucuyu bir solukta içine alan çok ilginç bir roman. Okuyucuyu şaşırtan ve bu şaşırmayla hikayenin bir parçası haline getiren bir roman. Alper Canıgüz bu romanında kara bir kediyi anlatıyor. Bir şirket sahibi olan Şeytan Bey isimli kediyi anlatıyor. Delici bakışlarıyla romandaki ana karakteri bile şaşırtan hatta korkutan bir kediyi anlatıyor. Tüm mirasın sahibi olan Şeytan Bey tam manasıyla asil duruşu ve delici bakışları ile patron edasına bürünmüş bir kedi olarak karşımıza çıkıyor. Şeytan bey 'in işe alması gelen insana huysuz davranmamasına bağlı anlayacağınız. Kokteyllerde, şirket partilerinde bile boy gösterir nitelikte bir kedi Şeytan Bey. Aslında bir günahın tasavvuru niteliğinde bu romanda. Sadece ütopik bir figürden ziyade içine düşülen ilginç durumun canlı bir karakteri...
İkinci olarak da Poe 'nun ilginç ve bir o kadar da insanın kanını donduran korku ve macera türündeki hikayesi var. Bu hikayede Poe okuyucuyu başlarda kara kedi sevgisi olan daha doğrusu hayvan sevgisi olan adamın yıllar sonra alkolik olmasıyla içinden çıkılamayan buhranlarla sürüklenen hayat hikayesini anlatıyor. Acımasızca iple duvara astığı sevgili kedisinin ardından başına gelen hayret verici olayları, raslantılarla örülü bir kurguyla okuyucuya anlatıyor. Bu hikayede konu olan kedi sahibine bağlı bir kedi olan Pluto'dur. Sahibinin buhranlı bir günü darağacına asılan bahtsız bir kedidir. Hikayede anlatıcı, evi yandığında duvarında beliren şeklin esasında ölen kedisi Pluto'ya çok benzemesiyle vicdan azabı ile örülü günler geçirir.
Kendini gün be gün alkole veren anlatıcı bir gün gittiği meyhanede Pluto'ya benzer bir kediyi görür ve evine götürür. Başlarda vicdanını rahatlatmaya çalışsa da karısının kediye olan düşkünlüğü onu kızdırmaya başlar. İkinci kedinin akıbeti ise Pluto 'ya benzemek üzeredir. Karısını, kediyi öldürmek isterken öldüren anlatıcının yaşadığı canavarlaşma durumu karısını mahzendeki duvara gömmesi ile daha da korkunç bir hal alır. Ancak hikayenin can alıcı kısmı ise eve gelen polislerin tesadüfi şekilde duvarı kazmalarıyla açığa çıkar. Çünkü tiz bir bebek çığlını andıran uğursuz sessizlik kedinin parlak bir gözündeki şeytani pırıltıyla olanları açığa çıkarır. Anlatıcı karısını duvara gömerken kara kediyi de gömmüştür..
Kedi karakterleri edebiyatta farklı türlere konu olmuşsa da anlatıya her zaman gizli bir derinlik katmıştır. Bazen tatlı hikayelerle bazense trajik yahut macera içerikli anlatılara konu olmuştur. Kara kediler pek çok vakit korku hikayelerine ya da gizli macera içerikli hikayelere konu olmuştur. Her ne şekilde olursa olsun edebiyatta karşımıza çıkan kedi karakterleri her daim olay örgüsüne farklı bir derinlik katmaktadır ve de katmaya devam edecektir.
Gizliajans aslında absürd bir macera romanı olmanın ötesinde okuyucuyu bir solukta içine alan çok ilginç bir roman. Okuyucuyu şaşırtan ve bu şaşırmayla hikayenin bir parçası haline getiren bir roman. Alper Canıgüz bu romanında kara bir kediyi anlatıyor. Bir şirket sahibi olan Şeytan Bey isimli kediyi anlatıyor. Delici bakışlarıyla romandaki ana karakteri bile şaşırtan hatta korkutan bir kediyi anlatıyor. Tüm mirasın sahibi olan Şeytan Bey tam manasıyla asil duruşu ve delici bakışları ile patron edasına bürünmüş bir kedi olarak karşımıza çıkıyor. Şeytan bey 'in işe alması gelen insana huysuz davranmamasına bağlı anlayacağınız. Kokteyllerde, şirket partilerinde bile boy gösterir nitelikte bir kedi Şeytan Bey. Aslında bir günahın tasavvuru niteliğinde bu romanda. Sadece ütopik bir figürden ziyade içine düşülen ilginç durumun canlı bir karakteri...
İkinci olarak da Poe 'nun ilginç ve bir o kadar da insanın kanını donduran korku ve macera türündeki hikayesi var. Bu hikayede Poe okuyucuyu başlarda kara kedi sevgisi olan daha doğrusu hayvan sevgisi olan adamın yıllar sonra alkolik olmasıyla içinden çıkılamayan buhranlarla sürüklenen hayat hikayesini anlatıyor. Acımasızca iple duvara astığı sevgili kedisinin ardından başına gelen hayret verici olayları, raslantılarla örülü bir kurguyla okuyucuya anlatıyor. Bu hikayede konu olan kedi sahibine bağlı bir kedi olan Pluto'dur. Sahibinin buhranlı bir günü darağacına asılan bahtsız bir kedidir. Hikayede anlatıcı, evi yandığında duvarında beliren şeklin esasında ölen kedisi Pluto'ya çok benzemesiyle vicdan azabı ile örülü günler geçirir.
Kendini gün be gün alkole veren anlatıcı bir gün gittiği meyhanede Pluto'ya benzer bir kediyi görür ve evine götürür. Başlarda vicdanını rahatlatmaya çalışsa da karısının kediye olan düşkünlüğü onu kızdırmaya başlar. İkinci kedinin akıbeti ise Pluto 'ya benzemek üzeredir. Karısını, kediyi öldürmek isterken öldüren anlatıcının yaşadığı canavarlaşma durumu karısını mahzendeki duvara gömmesi ile daha da korkunç bir hal alır. Ancak hikayenin can alıcı kısmı ise eve gelen polislerin tesadüfi şekilde duvarı kazmalarıyla açığa çıkar. Çünkü tiz bir bebek çığlını andıran uğursuz sessizlik kedinin parlak bir gözündeki şeytani pırıltıyla olanları açığa çıkarır. Anlatıcı karısını duvara gömerken kara kediyi de gömmüştür..
Kedi karakterleri edebiyatta farklı türlere konu olmuşsa da anlatıya her zaman gizli bir derinlik katmıştır. Bazen tatlı hikayelerle bazense trajik yahut macera içerikli anlatılara konu olmuştur. Kara kediler pek çok vakit korku hikayelerine ya da gizli macera içerikli hikayelere konu olmuştur. Her ne şekilde olursa olsun edebiyatta karşımıza çıkan kedi karakterleri her daim olay örgüsüne farklı bir derinlik katmaktadır ve de katmaya devam edecektir.
Etiketler:
alper canıgüz,
edebiyatta kedi karakterleri,
edgar allan poe,
felisdomesticus7,
gizliajans,
kedi,
the black cat
16 Ekim 2011 Pazar
Çanakkale kedileri - Armin T. Wegner
"...... Şimdi de sokakta kedilerin boğuk bağrışmaları başladı. Acıyla yakınan sesler, hırıltılı tonlarla gitgide çoğalıyor kabarıyor, tırmanıyor. Derken tam bir orkestraya dönüşüyor. Kah boynu bükük çocuk sızlanmaları gibi mahzun iç çekişleriyle yitip giden, kah delilerin kahkahaları gibi yükselen sesler havada çınlıyor. Yoksa kentin sakinleri kaçarken ruhlarını bu kedi bedenlerinde mi bıraktı? Temiz ve bakımlı tüyleriyle , sakin ve güvenli evlerin pencerelerinde, güzel kadınların kucaklarında yatmaya alışmış olan bu kedilerin, kendilerini nasıl ansızın, ıpıssız sokakların çökmüş damları altında, korkuya, soğuğa, yavaş yavaş açlıktan ölmeye terk edilmiş olarak bulduklarını, bu hayvancıkların üzerine çöken anlatılmaz sefaleti daha iyi kavrıyorum şimdi."
Yukarıdaki paragraf kitabın "Çanakkale'nin kedileri" bölümünden alınmış bir alıntıdır. Kitabın ruhunu bizi anlatan bu alıntı ile savaşların gözden kaçan kurbanları arasında olan hayvanlardan biri olan "kediler" anlatılıyor. Kitabın yazarı ise Çanakkale Savaşı sırasında sağlıkçı görevinde bulunuyordu. Alman yazar savaş esnasında gözlemlediklerini hikayeleştirdiği bu kitapta savaşın yıkıcı gücünü pek çok karakterin hayatlarından kesitler sunarak bize anlatıyor.
Kitabın hüzünlü öykülerinden biri olan Osman öyküsü ise çöllerde savaşan bu delikanlının hiç bilmediği topraklardaki trajik öyküsünü konu ediyor. Anasını, eşini, çocuğuna kavuşmak için çektikleri yazar bir Anadolu gencinin ağzından yalın bir üslupla anlatıyor. Osman'ın eve dönüşünde ise işlerin değiştiği görülüyor. Osman bir ayağını yitirmiş, biçare bir halde evinin kapısına vardığında eşinin kuzenine verildiğini öğreniyor. Anasının ise vefatını öğreniyor. Savaşta bir ayağını yitirmiş olan Osman için asıl savaş şimdi başlıyor aslında...
Savaşa bir çocuğun gözünden de bakıyor yazar. Hüseyin Oğlan adlı öyküsünde ise bir Anadolu çocuğu olan Hüseyin'in hikayesi anlatılıyor. Zorluklara göğüs germiş "Çocuk Hüseyin" bu kez Ömer Seyfettin öyküsü olarak değil Armin T. Wegner'in kaleminden anlatılıyor.
Yazarın "ANNEME" adlı mektubu ise kitabın en farklı bölümü belki de. Mektubun sonunda asker mektuplarının denetlenmesi sonucu sansür yüzünden el konulduğu yazılıyor. Yazarın geri çağrılmasına neden olan bu olay ile yazarın şark macerası bitiyor.
Biraz geçmişe farklı bir açıdan bakmak geliyorsa içinizden bu kitap sizi gerçekten farklı bir yolculuğa çıkaracak. Şimdiden tüm okuyuculara keyifli okumalar...
Yukarıdaki paragraf kitabın "Çanakkale'nin kedileri" bölümünden alınmış bir alıntıdır. Kitabın ruhunu bizi anlatan bu alıntı ile savaşların gözden kaçan kurbanları arasında olan hayvanlardan biri olan "kediler" anlatılıyor. Kitabın yazarı ise Çanakkale Savaşı sırasında sağlıkçı görevinde bulunuyordu. Alman yazar savaş esnasında gözlemlediklerini hikayeleştirdiği bu kitapta savaşın yıkıcı gücünü pek çok karakterin hayatlarından kesitler sunarak bize anlatıyor.
Kitabın hüzünlü öykülerinden biri olan Osman öyküsü ise çöllerde savaşan bu delikanlının hiç bilmediği topraklardaki trajik öyküsünü konu ediyor. Anasını, eşini, çocuğuna kavuşmak için çektikleri yazar bir Anadolu gencinin ağzından yalın bir üslupla anlatıyor. Osman'ın eve dönüşünde ise işlerin değiştiği görülüyor. Osman bir ayağını yitirmiş, biçare bir halde evinin kapısına vardığında eşinin kuzenine verildiğini öğreniyor. Anasının ise vefatını öğreniyor. Savaşta bir ayağını yitirmiş olan Osman için asıl savaş şimdi başlıyor aslında...
Savaşa bir çocuğun gözünden de bakıyor yazar. Hüseyin Oğlan adlı öyküsünde ise bir Anadolu çocuğu olan Hüseyin'in hikayesi anlatılıyor. Zorluklara göğüs germiş "Çocuk Hüseyin" bu kez Ömer Seyfettin öyküsü olarak değil Armin T. Wegner'in kaleminden anlatılıyor.
Yazarın "ANNEME" adlı mektubu ise kitabın en farklı bölümü belki de. Mektubun sonunda asker mektuplarının denetlenmesi sonucu sansür yüzünden el konulduğu yazılıyor. Yazarın geri çağrılmasına neden olan bu olay ile yazarın şark macerası bitiyor.
Biraz geçmişe farklı bir açıdan bakmak geliyorsa içinizden bu kitap sizi gerçekten farklı bir yolculuğa çıkaracak. Şimdiden tüm okuyuculara keyifli okumalar...
Etiketler:
armin t. wegner,
çanakkale kedileri,
felisdomesticus7,
kedi
23 Eylül 2011 Cuma
KEDİLERE DAİR DORIS LESSING
Doris Lessing "Kedilere Dair" adlı kitabında çocukluğundan itibaren hayatına giren kedileri anlatıyor. Kedilerinin kendine has karakter yapılarını eğlenceli ve bir o kadar da iyi bir analizci olarak okuyuculara aktarıyor. Kedilerin türlü türlü halleri tüm gerçekçiliğiyle okuyucuyla beraber inceleniyor. Hayatını geçirdiği her evde bir şekilde karşısına çıkmış türlü kişilikteki kedi dostlarını ayrı ayrı anlatıyor. Hayranlığını gizleyemiyor tabii..
Lessing bu anlatı türündeki kitabında kedilerin gerçekçi dünyalarından kesitler sunuyor biz okuyucularına ve de en güzeli bizi kediler dünyasında hoş bir gezintiye çıkarıyor. Kitap metis yayınları tarafından basılmıştır.143 sayfadır.Kitap üç bölüme ayrılmıştır ; özellikle kediler,hayatta kalan rufus ve El Magnifico'nun yaşlılığı..
Kitabın ilk bölümü olan "özellikle kediler" bölümünde yazarın hayatına giren hayranlık uyandırıcı dişi kedisi göze çarpıyor. Ne kedi ama.. En etkileyici kedisi kitaptaki anlatıya göre kendinin mağrurca farkında olan ve güzelliğinden ve asaletinden asla ödün vermeyen sanki hep içindeki kameraya göre poz veren yapmacık duruşu ile hayranlarını arayan kedisi.. Kendini daima gösteren,kendine has özelliği olan kediler... Çiftlik evlerinde beraber büyüdüğü kediler...
Kitabın ikinci bölümünde ise hırpani bir sarman kedi olan Rufus'u anlatıyor. Sokakta pejmürde halde bulduğu ve sahibi tarafından sokağa atılmış hastalıklı bir kedidir. Rufus bu yüzden sarsak, korunmaya ihtiyaç duyan bir kedidir. Ama her şeyden öte bu kedi sabırlı ve olayları zekice hesaplama yetisine sahip bir kedidir. Ancak aldatılmış ve güven duygusu zedeli olduğundan sevemeyen bir kedidir...Yazar o kedinin çaresizliğinden oluşan suçluluğu içinde duyumsuyor..
Kitabın son bölümünde ise "El Magnifico" anlatılıyor.. Cinsi olmayan bilindik bir sokak kedisi olmasına karşın göz kamaştırıcı siyah-beyaz desenlere sahip adı gibi muhteşem bir kedidir. Omzunda kemiğinde bulunan kanserle artık üç ayaklı bir kedi olarak yaşamını devam ettirmek zorunda olan kocaman yakışıklı bir kedinin hikayesi anlatılmaktadır. Kedinin yalnızlığı ve rüyaları ve yaşadıkları bu anlatıda irdeleniyor. Yazar; bir kedinin özüne erişebilmeyi kendi bakış açısından biz okuyucuya hissettiriyor.
Şimdiden herkese keyifli okumalar..
Lessing bu anlatı türündeki kitabında kedilerin gerçekçi dünyalarından kesitler sunuyor biz okuyucularına ve de en güzeli bizi kediler dünyasında hoş bir gezintiye çıkarıyor. Kitap metis yayınları tarafından basılmıştır.143 sayfadır.Kitap üç bölüme ayrılmıştır ; özellikle kediler,hayatta kalan rufus ve El Magnifico'nun yaşlılığı..
Kitabın ilk bölümü olan "özellikle kediler" bölümünde yazarın hayatına giren hayranlık uyandırıcı dişi kedisi göze çarpıyor. Ne kedi ama.. En etkileyici kedisi kitaptaki anlatıya göre kendinin mağrurca farkında olan ve güzelliğinden ve asaletinden asla ödün vermeyen sanki hep içindeki kameraya göre poz veren yapmacık duruşu ile hayranlarını arayan kedisi.. Kendini daima gösteren,kendine has özelliği olan kediler... Çiftlik evlerinde beraber büyüdüğü kediler...
Kitabın ikinci bölümünde ise hırpani bir sarman kedi olan Rufus'u anlatıyor. Sokakta pejmürde halde bulduğu ve sahibi tarafından sokağa atılmış hastalıklı bir kedidir. Rufus bu yüzden sarsak, korunmaya ihtiyaç duyan bir kedidir. Ama her şeyden öte bu kedi sabırlı ve olayları zekice hesaplama yetisine sahip bir kedidir. Ancak aldatılmış ve güven duygusu zedeli olduğundan sevemeyen bir kedidir...Yazar o kedinin çaresizliğinden oluşan suçluluğu içinde duyumsuyor..
Kitabın son bölümünde ise "El Magnifico" anlatılıyor.. Cinsi olmayan bilindik bir sokak kedisi olmasına karşın göz kamaştırıcı siyah-beyaz desenlere sahip adı gibi muhteşem bir kedidir. Omzunda kemiğinde bulunan kanserle artık üç ayaklı bir kedi olarak yaşamını devam ettirmek zorunda olan kocaman yakışıklı bir kedinin hikayesi anlatılmaktadır. Kedinin yalnızlığı ve rüyaları ve yaşadıkları bu anlatıda irdeleniyor. Yazar; bir kedinin özüne erişebilmeyi kendi bakış açısından biz okuyucuya hissettiriyor.
Şimdiden herkese keyifli okumalar..
Etiketler:
doris lessing,
el magnifico,
felisdomesticus7,
hayatta kalan rufus,
kedi,
kedilere dair
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

